| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

YEMEK SEVGİSİ

Yazılar arşiv 06.2009 Other entries in 2009-06 resimler , videolar

KİRAZ

 

Aspirin gibi meyve: Kiraz
Araştırmacılara göre günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla eşdeğer. Kiraz kanı sulandırıp vücudu temizliyor.

Baharın en güzel habercilerinden biri kiraz ağacının çiçekleridir. Dünyanın en eski meyvelerinden kiraz rengi, küpe biçimindeki hoş şekliyle hepimizin en sevdiği meyvelerdendir.Gülgiller ailesinden olan kirazın latince ismi Prunus Avium ' dur.Doğu Avrupa ve batı Asya arasındaki bölgelerde yetişir.

Kirazın kırmızı, sarı pembemsi, alacalı ve bordo renkleri vardır. Ülkemizden yaygın çeşitleri karabodur, dalbastı ve napolyon'dur. Meyvesi iri ve kabuğu kırmızı olan napolyon; meyvesi çok iri kabuğu çok koyu bordo olan bing; eti açık sarı meyvesi orta irilikte kabuğu koyu ve ince sarı üstüne kırmızı alacalı karabodur, eti krem renginde olan dalbastı en iyi bilinenlerdir.

Süs kirazı olarak tanınan Uzakdoğu kökenli bazı kiraz çeşitleri de harika görünümleri nedeniyle yaygın olarak süs bitkisi olarak yetiştirilir.
Bileşimindeki A ve C vitaminleri, düşük kalori değerleriyle aynı zamanda diyet yapanlarında sofralarından eksik etmemeleri gereken bir meyvedir. Kirazın sapları da halkKiraz alırken temiz, parlak ve hasarsız olmasına dikkat edin.Rengi koyu olanlar her zaman daha tatlıdır. Saklarken kirazın saplarını çıkarmazsanız ömrü daha uzun olur. Yıkamadan plastik bir kaba koyup buzdolabında saklayın ve daima yemeden hemen once yıkayın. Buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığında 1-2 saat bekletirseniz tadı daha lezzetli olacaktır.
Taze kirazların 2-4 gün içinde tüketilmesi gerekir. Kirazı ayrıca derin dondurucuda da saklayabilirsiniz.Bunun için kirazın çekirdeklerini çıkarmanız gerekir.Çekirdeklerini çıkarırken çok dikkat edin zira kiraz lekesini çıkarmanız zor olacaktır.

Kirazı genellikle taze olarak tüketiriz ancak reçelden kurabiyeye kadar birçok tarifte harika biçimi ,rengi ve tadı ile  farklı tatlar yaradır.

Her mevsimin meyvesi: MUZ

 
4000 yıldan bu yana severek tüketilen bir meyve olan muz, en çok Latin Amerika ve Asya ülkelerinde yetiştirilir. Muz tatlıların vazgeçilmez meyvelerinden biridir.

Çekirdeksiz, ince uzun bir meyve olan muz potasyum ve magnezyum deposudur. İlk yetiştirildiği 4000 yıldan bu yana insanlığın yaygın olarak tükettiği bir meyvedir. Özellikle Latin Amerika ve Asya da en çok yetiştirilen meyveler arasındadır.

Muz, Avrupa da elma ve portakaldan sonra en çok tüketilen meyvedir. Tamamiyle tropikal ülkelerden ithal edilir.

Türkiye de ise muz Güney Akdeniz bölgesinde yetiştirilir. Anamur ve Alanya bölgesinde muz üretimi hızlı bir gelişme göstermiştir.

Çok yumuşak bir meyve olan muzun suyunu çıkarmak imkansız olmasa bile zordur. Bu nedenle muz diğer meyve sularıyla karıştırılır. Örneğin yarım muzu, elma-çilek suyuyla, ya da ananas-portakal suyuyla karıştırabilirsiniz.

Sağlığa etkileri

12. yüzyılda, hastalarını bitkilerle tedavi eden Çinli doktorların, yüksek oranda potasyum içermeleri sebebiyle kalbe ve kas sistemine iyi gelen muzu, nekahat döneminde tavsiye etmeleri, şaşırtıcı değildir. Yumuşak meyveler arasında, genel mineral miktarı göz önüne alındığında çilekten sonra muz gelir. Muzun kalorisi yağsız dana etinden daha azdır. 100 gr. muz 96 kalori içerir. Buna karşılık bol miktarda  A, B1, B2, B6, C vitaminleri, kalsiyum, magnesyum ve demir gibi mineraller içerir.

Satın alma-saklama

Ham muzun sindirimi zordur ve asla yenilmemelidir. Muzların çoğu yeşilken toplanır ve olgunlaşması için gaz verilir. Mümkünse muzu yeşilken satın alın, böylece henüz gaz verilmemiş olur. Muzu oda sıcaklığında bir iki gün bırakıp olgunlaştırmak kolaydır.

Fakat tam besleyici olması için muzu ve bir elmayı kağıt içinde oda sıcaklığında karanlık bir yere kaldırın. İki meyvanın kimyasal reaksiyonu, muzları olgunlaştıran doğal bir gaz oluşturur. Böylece muz, ağaçta olgunlaşmalarına izin verilenler kadar yüksek miktarda potasyum içerir. 12 den fazla muz için, iki adet elma kullanmalıdır.

ŞEFTALİ

MEYVE - ŞEFTALİ  

Yaz aylarının en sevilen meyvelerinden biri
olan şeftali kiraz ve kayısı gibi gülgiller ailesindendir.Dünyaya Çin'den yayıldığı
düşünülen şeftali uzun yaşam ve ölümsüzlük sembolü olarak Çin sanatında çömlek ve
porselen dekorasyonunda kullanılmıştır.
En iyi sıcak iklimlerde yetişen şeftali
Avrupa'ya İran'dan İspanyollar tarafından getirtilmiştir.Bu yüzden Romalılar şeftaliye "Prunus Persica" adını vermişlerdir.

Şeftali ağacı ortalama 30 yıl yaşar, çok uzun ömürlü bir ağaç değildir.
Bol sulu ve tatlı meyvesinin en önemli özelliği kabuğunun tüylü olmasıdır.
Bu kadifemsi dokudan hoşlanmayanlar için nektarin denilen tüysüz bir çeşidi de vardır.Çekirdeği tek ve serttir.Çekirdeği kolay ayrılana yarma şeftali, ete yapışık olana et şeftalisi denir. Yarma şeftali genellikle taze meyve olarak tüketilir. Et şeftalisi ise konserve yapımında kullanılır. Ülkemizde beyaz ve sarı etli olarak bilinen iki tür vardır.

Şeftali alırken özellikle hoş kokulu olmasına dikkat edin. Eğer olgun şeftali alacaksanız hemen tüketin. Olgunlaşmamış şeftalileri evde oda sıcaklığında bir kese kağıdı içinde 2-3 bekletirseniz olgunlaşmalarını sağlarsınız. Şeftalinin olgunlaştığını dokunduğunuzda yumuşamasından ve hoş kokusundan anlayabilirsiniz.